2015 Linux Yaz Kampı – PHP

Standard

Merhabalar;

17 günlük ağır ama eğlenceli bir kamp süresinin ardından fikirlerimi yazmasaydım, kampa ve katılan herkese haksızlık olmuş olurdu sanırım 🙂

15 gün boyunca günlük işleriniz tamamen askıya alınmışcasına tek birşeye odaklanıyorsunuz, o da seçtiğiniz kursun dersine. Sabah 9:30 da derse girdikten sonra 12:30 da gözünüzü açıyorsunuz, “hadi yemek yiyelim, 2 sohbet edelim” diye 2:00 ye kadar oyalanıyor, sonra bir daha derse başlıyorsunuz, 5:30’da tekrar ara veriliyor, akşam yemeğinin ardından 7:30’da ders başlayıp, normalde 9:30 da ders bitiyor ancak sınıfın durumuna bağlı olarak 10-11 civarı genellikle gün bitişi oluyor. (“genellikle”, Engür hocanın sınıfındaysanız sıkı giyinin, zira bırakın 9:30’u o muhabbet 11 e rahat uzuyor)

Kampın belki de en güzel özelliği, insanlarının enerjik olması. Yani üniversitede/lisede herhangi bir sınıfa bırakın 12 saat eğitim vermeyi, 4-5 saat verildiğinde bile insanlar çökerken, burada insanlar 12. saatte bile gülüp/eğleniyor, hala o ekranllara bakıp birşeyler kodluyorlar. Ortamdanmıdır ya da not kaygısı olmayışındanmıdır bilinmez, yurda gittiğiniz de beynininiz oyun hamuru kıvamında olduğundan duş alıp yatabilecek kadar kişisel algoritma yazabiliyorsunuz, bir tık üstüne zorlayıp biraz da yurtta çalışayım derseniz artık beyin kendini korumaya alıyor ve kitlenebiliyorsunuz 🙂

Kampın bir diğer güzelliği, (belki de benim katıldığım 2 sene böyle olmuştur), insanlardaki muhteşem sıcaklık, yani 5 dakika önce tanımadığınız biri, 5 dakika sonra sohbet ettiğiniz ve kafanızın uyuştuğu biri halini alabiliyor, mesela:

https://twitter.com/linuxcu/status/630090636981633024/photo/1

Bu 2 arkadaş ile otobüste, çantalarımız münasebetiyle tanıştık, herkes yorgun yurda dönerken “beyler/bayanlar, linuxcuyuz o çantaları elbette taşıyacağız!” deyip, yaklaşık 10-15 laptop tehlikesi altında ezilmeyi göze alabiliyor insanlar 🙂 Elbette kendileriyle sonradan sohbetimiz ilerledi ve harika insanlar.

Kampta hep ders mi oluyor?
“Elbette hayır” demeyeceğim, çünkü evet 🙂 Siz bilgisayar başında olup kod yazmayı ders olarak kabul ediyorsanız, yani okulda kod yazarken aklınızın bir köşesinde “bitse de gitsek…” duruyorsa, zaten kampta acı cekersiniz çünkü kamptaki ders veren insanların geneli “bilgisayar” ile alakalı konularda beyninizle futbol maçı yapacak derece de bilgili oluyor. (bknz: Engür Pişirici, Doruk Fişek, Mustafa Akgül ve ismini sayamadığım her hoca) Bir de bu bilginin getirisi, üniversitedeki hocaların sahip oldukları ego yerine öğretme arzusu olduğunda, ortaya günlük 12 saat ders veren, yazın en cafcaflı 15 gününü karşılıksız olarak hibe edip gelen  muhteşem insanlarla şölene dönüyor.

Bu kadar anlatıyorum ancak aksilik hiç mi yoktu?
300 kişinin bir ortamda olması demek elbette aksilikler olacak demek, mesela bu yıl yurt-okul arası erkek öğrenciler için hele de otobüscü abilerle tanışana kadar tam bir eziyet olabiliyordu. Sabah 160 kişi saat 9:00 ‘da bir durakda otobüs beklemeye kalkınca, haliyle Bolu Belediyesi olaydan ilk birkaç gün habersiz olduğundan 20 dakika otobüs bekleyip 3. otobüsün içerisinde fermantasyon yaparak 15 dakika geçirmişliğim var, tabii bu da bizim için ayrı bir zevklimiydi? şüphesiz, zaten ilk birkaç günden sonra otobüscü abiler ile anlaşıp sabah ard arda 3 otobüs gelmesiyle sorunu çözdük, akşam dönüşlerinde çaktırmadan rotalarından sapıp bizi yurdun kapısına kadar bırakan şoför abilerimize çok teşekkür ederiz, gaza gelip otobüsü diskoya çevirmelerinden bahsetmiyorum bile… 🙂

Peki 15 gün boyunca sabah akşam ders-ders-uyku-ders mi yaptık? Elbette arada bir geek havasında eğlenmekte kaçınılmaz oluyor :

https://twitter.com/linuxcu/status/630083617998434304/photo/1

https://twitter.com/SeymaSarigil/status/630449814698885120/photo/1

https://twitter.com/fthsrn/status/631873722333401088/photo/1

Elbette biraz da katıldığım kursdan bahsetmezsem Uğur ve Ömer hocama haksızlık olur, çılgın replikleri ve mimikleriyle Uğur Hoca’nın (sözde 2 günlük geldiği ) 15 günlük kamp süresince yaptığı türlü ekşınlarla dersin renklenmesi, gece 9:45 de biz dinlemekten yorulmuşken onun hala aynı enerjiyle bizlere birşeyler anlatma gayreti, Ömer hoca’nın “hekır” havası ve arada gaza gelip çatır çatır yazıp bizleri dumur etmeleri büyük eğlenceler. Maddi hiçbir beklentileri olmadan insanların buraya gelip yıllık tatillerini yeni beyinlere ayırmaları, öğrendiklerini aktarma gayretleri gerçekten takdir edilesi. Eğer yazın 15 gününüz varsa kesinlikle kampa gelmeli, bu ortamı yaşamalısınız. Kampa gelirseniz mutlaka hocalarla tanışın, Gerçi Uğur hocayla tanışmak için ek bir gayret sarfetmenize gerek yok, o sizi bulur. ortamda durmadan konuşan ve oraya buraya zıplamak suretiyle insanların “bu kim? .s” sorusuyla önce dumur olup sonra sohbete başladığı heyecanlı kişi kendisidir 🙂 .

Elbette burada yazdıklarım, yaşanılanların %1’i bile değil, ama umarım sizlere bir ön-fikir oluşturmuştur. Tekrardan tüm hocalarıma teşekkür ederim, bilhassa her konuştuğumda kendimi başka diyarlarda bulduğum Engür Pişirici’ye saygılarımı sunar, Linux Kullanıcıları Derneğine ve İNETD’ye böyle bir etkinlikte olmamızı sağladıkları için minnettarım…

Bir sonraki kampta (belki de bu sefer eğitmen olarak) görüşmek dileğiyle…

LYK2015-PHP

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir